GüLeSeVDaLı
  ONUN GİBİ SEVEBİLİR MİYİZ ?
 


 


 ONUN GİBİ SEVEBİLİR MİYİZ??


Adı:Sümeyra…Orta yaşlı bir kadın. Uhud Savaşına kocası ve kardeşini yollamış. Müminler ciddi bir bozgun yaşamışlar, Rasülün öldüğü haberi yayılmış Medine’ye.Şehitler gömülüyor bir bir. Kadınlar, çocuklar eşlerini, babalarını arıyor kan gölleri arasında. Cepheye koşan Sümeyra da onlardan biri. Hikayesini şair Erdem Bayazıt’ın dizelerinden okuyalım:

Uhud'dan
Koşup gelen
Birkaç müslüman:
Eyvahlar olsun, eyvahlar olsun
Yeryüzü efendisini kaybetti
eyvahlar olsun!

Sümeyra kadın ekmek yapıyordu
Elleri sakindi
Gözleri dalıp gidiyordu
Sanki maverayı seyrediyordu
İçinde bir mahşer kaynıyordu
Yüreğinde Uhud dalgalanıyordu.

Apansız sıçradı
Çocukların göz nuru gençlerin yürek aydınlığı
İhtiyarların dilde duası gönülde umudu
Evrenin efendisine ne olmuştu.
Ona bir hal mi olmuştu.

Sıçradı kalktı Sümeyra kadın
Başörtüsü havada dalgalanıyordu
Unlar toprağa saçıldı, küller hamura karıştı
Medine sokakları hızla kayıyordu
evler bir bir tükeniyordu
Sümeyra kadın bendinden boşanmıştı
Bağrını döğüyordu.

Sonra Uhud göründü
Sonra müminlerden bir kalabalık gördü
Koştu yanlarına erişti
-Rasulullah nerede ?
Dediler:
-Ey Sümeyra başın sağolsun
Bilmiyoruz Rasulullah nerede
Ama bu gömdüğümüz kardeşindir,
Allah katında Şehittir.
Sümeyra dedi:
Allah Rahimdir

Ona bu rütbe
Mubarek olsun
ama ben Rasulullahı soruyorum.

Sümeyra seğirtti
Gitti gitti
Yeniden bir topluluk gördü
Durmayıp sordu:
-Rasulullah nerede ?
Dedi Müminler:
-Bilmiyoruz ama gömdüğümüz erkeğindir
Muradına erendir
Elbisesiyle gömülendir.
Dedi Sümeyra :
-Hamd olsun, ona şehitlik kutlu olsun
Ama bir haber verin
Rasulullah nerede ?

Sonra gördü Onu
-Hamd olsun
Dostlarını gördü
-Hamd olsun
Buluştular
Görüştüler
Biliştiler Müminler
-Hamd olsun
Yaratana Hamd olsun

Yaratıp imtihan edene
İmtihandan geçirip zafere erdirene
Bilinçleri bileyip sabırlar verene
Rahman olana
Rahim olana
Muin olana
Hamd olsun.

  




Onun gibi sevebilir misiniz Rasülullahı? Yoksa çok mu abartılı buldunuz?.. Aslında Rasülullah hepimizden istiyor bu sevgiyi. İstiyor ki;imanımız tam olsun. İşte hadis:

"HİÇBİR KUL, BEN KENDİSİNE AİLE EFRADINDAN, MALINDAN VE BÜTÜN İNSANLARDAN DAHA SEVGİLİ OLMADIKÇA İMAN ETMİŞ OLMAZ."(Müslim- 62)


BİLAL EZAN OKURSA: Onu tanırsınız.Siyah inci Bilal hani. İşkencenin en ağırına maruz kalan Habeşli köle. Göğsüne konan kaya parçası altında “Ahad- Ahaaad” diye inleyen, imanından taviz vermeyen yiğit insan. Mekke işkencesinin ödülü olarak Medine’de Rasülullahın ilk müezzini payesini alan Bilal.

Rasülullah ahrete intikal edince bir daha ezan okumaz. Kim ısrar ederse etsin okumaz. ”Eşhedü enne Muhammeden Rasülullah” demeye dayanamaz yüreği. Halife Ömer Onu Şam eyaletine vali tayin eder.
O dönemde siyah tenli olmak, fakir olmak, soylu bir aileye mensup olmamak vali olmaya engel değildir!..

Şam’dan Medine’ye geldiği bir gün sahabe rica eder Bilal’e ezan okusun diye. Okumaz bütün ısrarlara rağmen. Bir heyet Ömer’e çıkar: ”Ey Halife, biz isteyince okumuyor, sen halife olarak emredersen okur, seni kıramaz.” Ömer çağırır ve: ”Emrediyorum, ezan okuyacaksın!” der. Bilal mescidin damına çıkar, başlar yanık sesiyle okumaya. ”Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah” yankılanınca Medine sokaklarında, kadın-kız-çoluk-ç ocuk, bağdaki- dağdaki, çarşıdaki- pazardaki ne kadar insan varsa koşar mescide. Mescid mahşer olur adeta. Ezan bitince ahaliye sorar halife: ”Ne oldu ki, bu kadar akın ettiniz?” Gözü yaşlı halk cevap verir hep bir ağızdan: ”Bilal müezzin ise; Rasülullah imamdır!... Rasülullah Ravzadan kalktı da namaz kıldıracak sandık. O’nu görmeye geldik!..” Adaletin demir yumruğu Ömer de başlar ağlamaya.

Bilal gibi özdeşleşebilir miyiz Rasülle?..Tavrı mız, halimiz, lisanımızla insanlara Peygamberi hatırlatacak çapta sevebilir miyiz Rasülü?...

DÜNYANIN EN NASİPLİ ÇOCUĞU: Mekke’de kurulur Ukaz panayırı.. Ülkelerden, şehirlerden getirilen köleler, cariyeler satılmakta yiyecek, giyecek mallarla birlikte. Henüz 9-10 yaşlarında zeytin gözlü, beyaz tenli bir çocuk terliyor sıcak altında. Ne olduğundan habersiz efendisini, alıcısını bekliyor… Soylu bir adam yaklaşıyor ona:

-Senin adın ne oğlum?

* Zeyd.

- Babanın adı?

* Hâris, efendim!

- Nerelisin?

* Yemen’li.

- Hangi kabîledensin?

* Kudâa kabîlesinden.

-Karnın aç mı?

*Evet efendim.

-Benimle gelir misin, yemek yesek.

*Sizinle yemek olmasa da gelirim efendim.

Adam Hakim b.Hizam’dır. Hakim; Hz.Hatice’nin amca oğludur. Hatice’ye hediye eder minik köleyi.

Zeyd’in Mekke serüveni böyle başlar. Hatice evlendikten sonra Muhammed’ine hediye eder Onu. Allah Rasül’ü azat edip evlat sayarak bağrına basar. Bu sıralarda henüz İslamiyet gelmemiştir.

İşte o günlerde ailesi Zeyd’i arıyor, Yemen’deki evde anne-babası evlat acısı ile ağlıyordu. Çocuktan aylardır haber yoktu. Yemenliler tavafta Kabe yanında gördüler Zeyd’i. Aile bu haberi alınca babası koştu Mekke’ye.

Haris, ağlamaklı biçimde konuştu Rasülullah’a:”Ey Abdülmuttalib torunu, Ey bu kavmin Ulusu; biz evlat diye yanarız, ne olur ver onu bize! Ücreti neyse ödeyelim..” Rasülullah tebessüm ederek buyurdu:
-Meraklanmayı n. Zeyd bizimle.. Çağırıp kendisine durumu bildirelim.Onu serbest bırakalım. Şâyet size gelmeyi tercih ederse, bir şey vermenize gerek kalmadan,onu alıp götürebilirsiniz. . Şayet beni tercih eder, yanımda kalmayı isterse, Allah’a yemin ederim ki,BENİ TERCİH EDENİ KİMSEYE TERK ETMEM, yanımda kalır.

Baba şaşkındı. Ümitle bekledi. Zeyd geldi. Sordular…Kimle kalacaktı. Şu sözler döküldü çocuktan:

-Bir yanda babam, bir yanda kainatın en merhametli, en şefkatli, en babacan insanı!.. Vallahi ben ondan gördüğümü öz babamdan göremem. Kimseden göremem… Kusura bakma babacığım, ben onunla kalıyorum!..

Baba feryat etti, isyan etti. Yıkımdı bu bir baba için. Rasülullah teskin etti babayı, hediyeler verdi ve etrafına dönerek:

-Şahit olunuz ey insanlar. Zeyd bundan sonra benim oğlumdur. Onu evlat ediniyorum. O bana, ben ona varisim.

Haris sükunete erdi ve ne zaman isterse Zeyd’i görebileceği teminatını alarak döndü Yemen’e.

Kölelerden ilk müslüman olan kişi olarak İslam Tarihine geçen Zeyd,ömür boyu Rasülullahın hizmetinde bulundu. Rasülülallah’ın vefatı ile yıkılanlardan, ağzını bıçak açmayanlardan biri de O idi. ”Rasülden ne aldın?” diye sordular Ona. Şöyle diyecekti: ONDAN İKİ KAP İLİM ALDIM. BİRİNİ İNSANLARA ANLATTIM.DİĞERİNİ ANLATACAK OLSAM VALLAHİ BOYNUMU VURURDUNUZ!. ..

Zeyd klasik din ilimlerinden farklı olarak LEDÜNNİ İLİMden;Hızır(a. s) ile sembolize olan sırlar bilgisinden bahsediyordu. Onu halkın bilmesine, anlamasına imkan yoktu. O sadece seçilmişlere, özel insanlara, Hak Dostlarına ihsanıydı Allah’ın…

 

Ya Rasülallah!..

Şehitler verse de dönüp bakmayacak derecede sana tutkun Sümeyra olamayız belki. Bilal gibi, adın geçtiğinde kendini kaybedecek kadar aşkını hissedemeyebiliriz. Zeyd gibi, ailesini terk edecek çocuksu bir sevda da nasip olmadı bize…

Ama bil ki Ya Rasülallah;
Allah deyince, Rasülullah deyince, Kabe ve Ravza deyince gizli gizli ağlayan yanık yürekler vardır ümmet içinde...

”Beni tercih edeni kimseye bırakmam” buyurdun. Biz seni tercih ettik, bırakma Ya Rasülallah, bırakma ellerimizi, bırakma yüreklerimizi….




VuSLaT_HüLyA  21 Ekim 2008

 
 

 
                                             


Rahmetinden BirDamLa Bizede Ayır Ya RAB!

                   

 

 

Vû$Lä†_HûL¥ä



 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=


νυѕℓαтнüℓуα dakika saniye misafirimiz oldunuz.

Bilgileriniz